Orkun OLGAR.

Yapımcı / SPX CEO

Annem İstanbul kız lisesini birincilikle bitirmiş sıra dışı zekaya sahip bir insan, babam ise Deniz Harp Okulu’ndayken dahi sportif ve sosyal özellikleri ön plana çıkmaya başlamış çok farklı biri. Bu iki insan birbirlerine aşık olup evlendiklerinde ortaya bence eşi benzeri görülmemiş güzellikte bir karışım çıkıyor. İşte kardeşim ve ben bu harika karışım içinde büyüme şansına sahip olduk ve buna ne kadar şükretsek azdır.

Bizim hikayemiz onlarınkinden daha farklı başlıyor ve daha farklı gelişiyor.

01 - Orkun Kimdir?

Ben doğma büyüme Yeşilyurt’luyum, evet Atatürk Havalimanı yanında, deniz kenarında ki o harika Yeşilyurt! O zamanlar ne kadar güzeldi, herkes bulunduğu mahallenin devlet okuluna giderdi. Biz de kardeşim ile Hamdullah Suphi Tanrıöver mezunuyuz, tüm Yeşilyurt’lu arkadaşlarımız gibi. Sonrasında kolej imtihanları ve Annemizin disiplini ve azmi ile ben Alman Lisesi, kardeşim Robert Kolejine girdik. Genelde Özhun’u da çok duyacaksınız çünkü bugüne kadar yaptığımız her şeyi birlikte yaptık, dolayısı ile ben demek aslında biz demek. Bu zorlu akademik hayat içerisinde ikimizde Yeşilyurt Spor Kulübünde ( YSK ) lisanslı tenis oynuyorduk. Aile içindeki iş bölümü çok netti aslında: Spordan sorumu devlet bakanı babam, diğer her şeyden sorumlu devlet bakanı ise annemdi. Tabi kendi konularında bu kadar uzmanlaşmış iki insanın elinde olunca boş zamanınız pek kalmıyor. Hakikaten 30 yaşıma kadar boş herhangi bir zamanımız olduğunu hatırlamıyorum desem pek abartmış olmam. 16 yaşına kadar hayatım Alman lisesi, YSK ve Türkiye’nin bir çok ilinde turnuva oynayarak geçti. Tenise o kadar aşıktım ki tek bir gün yakındığımı hatırlamıyorum. Her sabah 5’te baba, ben ve takım arkadaşlarımı alır Florya ya arabayla götürür, Arda abi ile sırtımıza çıkıp orman içinde tepe tırmandırıp, ardından YSK alt kapıya kadar 6,5 km koştururlardı. Bu koşular sırasında kustuğumuzu ama koşmaya devam ettiğimizi dün gibi hatırlıyorum. Öldürmüyorsa güçlendirir! Arda abinin babam ile arabayla yanımızda sürüp “Benim için koşuyorsan bırak! İstemiyorum koşmanı! Bırak hadi! “ diye bağırışlarını hiç unutmuyorum. Tabi bu sabah antrenmanları sonrasında hızlıca duş ve kahvaltı yapıp servise yetişip Alman Lisesine giderdim. Hem ortaokul, hem lise hem de Üniversite hayatımda derslerde uyuya kalıp hocalarım tarafından uyarılmak benim için artık geleneksel bir olay haline gelmişti. Yadırgamıyordum bile. Okul dönüşü 3 saatlik akşam antrenmanları sonrasında çalışabildiğim kadar ders çalışır gelende 9:30 gibi uyuya kalırdım zaten. En az 2 kez bacaklarım tutmadığı için okula gidemediğimi hatırlıyorum. Size bu anlattıklarım eziyet gibi gelebilir ama her bir bölümünü isteyerek ve kendi arzum ile yaptım. Ne annem ne babam , ne kardeşime ne bana tek bir gün zorla hiçbir şey yaptırmadılar veya bunu hissettirmediler. Bence işin sırrı burada! İnsanları motive edip önlerine hedefler koyarak yaptıramayacağınız hiçbir şey yok! Ben bunu yaşayarak öğrendim.

02 - Eğitim
  • Hamdullah Suphi Tanrıöver ilkokulu, Istanbul
  • Alman lisesi, Istanbul
  • Cardinal Gibbons HighSchool, Ft Lauderdale, Florida
  • University of Denver, Colorado
03 - Tenis Kariyeri
  • 10 yaş Başlangıç, Tenis Eskrim dağcılık, TED Klübü,Taksim, Istanbul ( o zamanlar gezi parkı yanında harika bir klüptü )
  • 11-16 yaş arası Lisanslı dönem, Yeşilyurt Spor Klübü
  • 16-19 yaş arası Gary Kessl’s Tennis Academy, Ft Lauderdale, Florida
  • 19-23 yaş arası NCAA Denver Tennis Team #1 oyuncu tam burs ile
  • 16 yaş Milli takım
  • 18 yaş Milli takım
04 - Bakış Açısı

Yoğun spor hayatı ve yoğun bir iş hayatı sonucu Üniversiteden mezun olduğum 1997 yılına kadar geldim. Burası önemli çünkü o sene oyuncu olarak tenis kariyerimi noktaladığım ve Istanbul a dönüp tam zamanlı OLGAR’da çalışmaya başladığım yıl! Benim hayatımda önemli bir dönüm noktası idi. Ardından 2010 yılına kadar sabah 8 gece yarısı 12lere kadar haftada 7 gün 13 yıllık çok yüksek bir iş temposu var. Depoculuk , mağazacılık, marketing, PR , IK , satış pazarlama, perakende dolu , dakikası boş geçmeyen, son derece yorucu ama bir o kadar da keyifli 13 yıl. 2010’a kadar diyorum çünkü bu sene bizim Ozhun ile artık tempomuzu azaltmamız gerektiğine karar verdiğimiz ve kendimize ve spora tekrar daha fazla zaman ayırmaya başladığımız dönem. Evet belki spordan ve doğa dan işimiz de gereği hiç kopmadık ama bu 13 yıllık dönemde iş dışında herhangi bir şeye çok az zaman ayırabildik.

Bugüne geldiğimizde artık birlikte büyüdüğümüz ekiplerimiz ile sayesinde spora ve doğa ya çok daha fazla zaman ayırabiliyoruz. 15 yaşımdan 45 yaşıma kadar olan bu 30 yıllık iş hayatı bana çok ama çok şey öğretti. En başta hedefin “ haklılık değil mutluluk “ olduğunu! Bu süre zarfında Rossignol’ün yarış departmanı şefi Jerome, VANS in kurucusu Steve Van Dorren , snowboard sporunun yaratıcısı Jack Burton , Salice markasının 5.kuşağı Anna Salice  , Sergio Tacchini , kaykay sporunun üstadı Omar Hassan , Geof Rowley , snowboard ustaları Jeremy Jones , Travis Rice , mucize kayakçı Candide Thovex e kadar outdoor sporları sektörünü yaratan ve motive eden insanları şahsen tanıma ve arkadaşlık kurma şansını yakaladım. Hikayelerini kendi ağızlarından dinledim. Steve Van Doreen in ilk VANS Old Skool ayakkabıyı Kaliforniya da  nasıl waffle makinasına plastik döküp taban yaptığını hamburger yerken sohbet sırasında öğrendim. Grenoble da Rossignol fabrikasında birlikte Jerome ile yarış kayağı ürettik, çeliğini kendi ellerim ile yerleştirdim. Monte Belluna da Lange kayak ayakkabısı fabrikasında klipsin perçinlerini elimle attım. Bunları yaparken hem çok öğrendim hem de çok keyif aldım.

Ve bugüne geldiğimizde kendime yeni 2 farklı misyon koydum ; artık şirketteki aktif operasyonel görevlerimi 20 yılı aşkın zamandır Ozhun ve benle olan arkadaşlarımıza bırakıp daha fazla doğa da macera peşinde olacağız. Hedef ?  öncelikle daha fazla insanı dışarı çıkarmak! Evde , Kafede ve orada burada oturmayı bırakıp aktif bir hayat sürmeleri için motive etmek! Bir şekilde sisi dışarı çıkarmayı başardım diyelim , bu sefer bu işi doğru ekipman ile yapmanızı sağlamak! Bugün Türkiye nin en entellektül kitlesi bile teknik spor ekipmanı konusunda çok bilgisiz… 2.misyonum da bu bilinçlenmeyi başlatmak!

Ben hedefimi koydum ve yola çıktım! Bu yolculuğun en güzel tarafı hiç bitmiyor ve çok keyifli olması…

Bakalım bana kaçınız katılacak?

Bölümlere Göz Atmayı Unutma

Ara

Aramak için "Enter / Çıkış için "ESC"

By signing in, you agree to our terms and conditions and our privacy policy.

New membership are not allowed.